Düşük karbonhidrat diyeti unsuru. Bir süre ortalığı kasıp kavurdu. Lida
kullanıcıları tarafından da uygulandı ve başarıya ulaştı. Hemen herkes düşük
karbonhidrat furyasına kapılmıştı veya mucizevi sonuçlar elde etmiş arkadaşlara
sahipti. Lida kapsül ile desteklendiğinde bu karbonhidrat kısıtlı diyet çok
fazla etki göstermekteydi. Hatta düşük karbonhidrat reklamındaki bir kadın, bu
diyetin kendisini "palyaçodan süper modele" dönüştürdüğünü iddia etmişti.
Temel önerme şuydu: "İstediğiniz her şeyden istediğiniz kadar yiyin, yeter ki
içinde rafine karbonhidrat bulunmasın". Ekmek, pirinç, makarna, patates veya
şeker yoktu, ama biftek, tereyağı ve peynirli brokoli yiyebiliyordunuz. Sizce de
bu harika değil mi ?
İlk başlarda Lida diyeti ile işe yaramıştı, çünkü diyeti farkında olmadan
yapılan bir aktivite haline getirdi. Ortalıkta kötü adamlar (karbonhidratlar),
iyi adamlar (et ve sebzeler), ve çok az çeşitlilik vardı.
İyi haber: Lida diyeti işe yaradı. Kötü haber: Sadece et ve sebze yemek çok
sıkıcıydı.
İmdada kapitalizm yetişti. Nerdeyse her cesur Amerikan gıda şirketi, daha çok
seçenek sunarak sıkıcılığa çare bulmaya çalışıyordu. Bize düşük karbonhidratlı
mısır gevrekleri, tatlılar ve biralar sundular. Hatta Russel Stover düşük
karbonhidratlı, çikolatalı ve karamelli turta bile sundu. Tüm bunları denemeye
çalışan 10 binlerce Amerikan Lida kullanıcısı aslında içerisinde karbonhidrat
sıkıntısı bulunan bu yiyecekler yüzünden başarıya çok geç ulaştılar.
Diyetin en revaçta olduğu (belki de en az revaçta olduğu) noktada, 1980 yapımı
The Blue Lagoon filminde Brooke Shields' le başrolü paylaşan Christopher Atkins,
anlaşılan soyadının nimetlerinden faydalanarak, Atkins kurabiyesiyle ortaya
çıktı. Bu yazıdan çıkartmamız gereken ana fikir ise Türk Lida kullanıcılarının
bizim tavsiye ettiğimiz Lida ile yapılan rejimlerden başka rejimlere kulak
asmamasıdır. |