Yapay Tatlandırıcı ve Kiloya Etkileri
Rafine edilmiş (arındırılmış) beyaz şekerin özellikle sabah kahvaltısında kesinlikle yer almaması gerekiyor. Fakat şekerin arkasında onun tadı yatıyor ve asıl önemli olan da bu tada olan alışkanlıktan kurtulmaktır. Gittikçe şekeri azaltarak ona olan bağımlılığımızdan kurtulmamız gerekiyor. Biri bir gün şöyle demişti: Şeker, yokluğunda kahveye kötü bir tad veren şeydir . Fakat kahvelerine şeker koymayanlar, bir daha ne olursa olsun bu alışkanlıklarına geri dönmemelidir. Şeker tüketimini azaltmak için, yapay tatlandırıcılar (aspartam) kullanılabilir. Bugüne kadar, bunlarla ilgili çok şey söylendi ve tartışması bugün hala sürüyor.
Şeker kullanımının yarattığı Pazar nedeniyle, onun karşıtları (şeker üreticileri) ve yandaşları (aspartam üreten fabrikalar) arasında yararını ya da zararını kanıtlamak amacıyla büyük bir rekabet söz konusudur. Bu yarışta kazanan çoğunlukla suni tatlandırıcılar; aspartam olmuştur. Bu maddenin zehirli olmadığı şimdilik kesinliğe kavuşmuştur ama, uzun süre kullanıldığında zararlı olup olmadığını gösteren hiçbir araştırma yoktur. Aslında bu, bütün kimyasal katkı maddelerinde var olan bir sorundur.
Bunların, organizma üzerinde uzun vadedeki etkilerini kim bilebilir ki?
Yapay tatlandırıcılar -eğer kullanması gerçekten gerekliyse- mümkün olduğunca az kullanılmasıdır. Sadece geçiş döneminde kullanılması, sonradan bırakılması ya da çok nadiren kullanılması önerilebilir. Fransız ve Amerikalı bilim adamlarının yaptıkları son araştırmalar yapay tatlandırıcıların(aspartam) tek başına zehirli olmasalar bile, zamanla kan şekerini etkileyerek metabolizmanın dengesini bozduğunu gösteriyor. Bu tatlandırıcılar, yemekle birlikte alındıklarında, kan şekerinde bir değişikliğe yol açmazlar ve ensülin salgılama riski söz konusu olmaz. Ama, tatlandırıcıdan sonra gelen yemek glusid içeriyorsa, -söz konusu olan düşük kan şekeri endeksli glusid bile olsa- kan şekeri anormal bir artış gösteriyor.
|